E.S.S.İ.Ş

Efem, uzun bir süredir yazmıyorum. Kağıda yazıyordum fakat okuyucuyla buluşturmuyordum. Bazı yazıları sözlükte paylaşmaya başladım biraz. Geç kaldım, pardon. Başlığı kısaltmamın özel bir nedeni var, sözlükte de bulabilirsiniz aynı yazıyı. Hepinize iyi okumalar, esen kalın 🙂

Başlamasaydı, başlaması gerekliyse de böyle başlamamalıydı. Bambaşka bir vücutta, bambaşka bir adla ve bambaşka bir hayatla… Ben sandığın kişi ben miydim ? Yarı gerçek, yarı sahte bir isim. Fotoğrafları var, yaşanmışlıkları var, yıkık dökük idealleri var, kalbinin eski esareti yok. Geçen sene bu zamanlarda vizyona girmişti bir dram filmi. Hiç ara verilmedi o sinemada, kimse keyifle yiyemedi elindeki mısırı. Hep bir gürültüsü oldu o mısırın, rahatsız oldu ön koltuktaki. Başkaları istemiyor diye bıraktın elindekini, sineye çektin kendini. Filmin hüzünlü sahnelerinde gördün, işkence çeken bedenini. Sevdiğin adam başkasına aşık, sense onun peşinden koşmaya devam ederken…Her gün aynı yere gidip geliyorsunuz, tek bir selam vermeden birbirinize. Küs mü değil mi onu bile bilmiyorsun. Bitmez dediğin film bitiyor. Birçok mendil kullanmışsın gözyaşlarını silmek için. Gözlerin şişmiş, her gecenin sabahı böyledir sende. Unuttum dediğin her an biliyorsun kendini avutmaya çalıştığını. Öteki geliyor, yazıyı yazmama sebep olan duyguları yaşatan. Buğulu bir camdan bakıyor.

Cevap vermesini bekliyorsun. Birçok şey düzelebilir ama her şey düzelmez. Onu da kendini de kandırmak istemiyorsun. İliklerine kadar hissediyorsun onu bazen. Yanında olmadığında kafayı yiyorsun. Gece konuştuğun son kişi, gündüz konuştuğun ilk kişi o. Aralardaki kısımlarda konuştuğun kişilerse, onunla neye dair konuşacağının malzemeleri. Geceyi bekliyordum ben, öğle vaktinde attın mesaj. Sonunda daha çok üzülecektik dedin, bitirdin. Ben yine balkondaydım. Sert sert esen rüzgarların olduğu vakitte, karlar yeni yeni erirken… Döndürmeye çalıştım, dönmedin. Dönme, ben de dönmem bu vakitten sonra. Sözlerimin %99’unu tuttum. Üzülmeyeceğine söz ver dediğin kısım, %1’lik kısımda. Her neyse işte, uzun konuşuyorum. ”Yorgunum ve ağrılar, kırıklarım var; eziklerim, çiziklerim…” desem yeterdi. İyi bak kendine.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s