Günlük

Günlük yazmamız istenmişti, günlüğümsü oldu benimki ama içim rahat.. Birkaç gün öncesinin yazısı, şimdi her şey değişti.

Günlük,

Gecenin bir yarısında yazıyorum yine, herkes uyurken. Kalabalık arasındayken unutuyorum kendimi, nasıl hissettiğimi.  Gece, yatağıma uzandığımda kafamda dönüp duruyor binlerce cümle. Ses kaydına alıyorum bazen,  bazen de yazılmıyor hiçbiri. Unutmak istemiyorum aslında, bir yerlerde ufak işaretler bırakıyorum.  Sana yazdıklarım, büyük işaretlerden.

Gidiyor muyum, gitmiyor muyum ? Bilmiyorum, her gün başka bir sorunla ve başka bir çözümle karşılaşıyorum. Geçen cuma karar  verdim GİAL’den gitmeye, gitmem gerekiyor.  Dereli’de ne yapacağım meçhul ama ben sevmiyorum bir yerde senelerce yaşamayı, o yere dair her şeyi içimde barındırmayı. Okul – alan değiştirmeyi  beni tanıyan herkesle konuştum, tanımayanlarla tanışma vesilem de oldu  hatta. Oradaki arkadaşlarımla, oranın idaresiyle görüştüm. Geçebileceğimi söylediler. Cuma günü dolanıyordum GİAL’in koridorlarında. Birçok kişiyi tanıyordum, herkes yabancıydı. Okulun içini sevmezdim, merdivenlerindeki taşları bile inceler oldum.. Nereden gideceksem, orası değerlenir zaten..

Okula geldim babamla bugün. İşlemleri  E Okul’dan yaptırıp gidecektim Dereli’ye. Yönetmeliğin otuz yedinci maddesinden dolayı  gidemedim, pek de üzülmedim. Aklımda soru işareti kalmasın diye de elimden geleni yaptım, Milli Eğitim Bakanlığı’nı aradım. Onlar da söylediler aynı maddeyi. Annem, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nü aramış. İl, ilçeye;  ilçe de, ile yönlendirmiş.Kimsenin haberi yok sistemden. Herkes bir üst mevkiye atıyor topu, üsttekiler de alta. Paslaşa paslaşa gidiyorlar ve ben hep gol yiyorum..  Maçın doksan dakika olduğunu bilmek yetmiyor artık, doksan artı dörtte gol yemek daha da beter. Bugün de uzatmalardayken gol yedim. Gitmemi istemiyormuş gibi konuşan insanların bazıları, gitmemi en çok isteyenlermiş meğer. Yalanı da, samimiyeti de çok çabuk ayırt edebiliyorum. Bunu da ayırt ettim.  Sussaydınız da, beni sevdiğinizi sansaydım. Vedalaşırken sırtımı sıvazlasaydınız da, kansaydım. Acı işte ya da acı değil, insanlara güvenmemin ardı arkası kesilmeyen pişmanlıklarından biri diyelim buna da. Gönül rahatlığıyla veda edemeyeceğim günlük, konuşamadığım bir kişi vardı önceden. Ona da esen kal demeyi dilerdim, beni dinlemeden gideceğini bilmesem.  Şimdi de yüzüne bile bakmak istemediklerim var. Gidersem hoşça kalsınlar hepsi, kalırsam da bunları yazmadan edemeyeceğimi bilsinler.Ben hep gittim, aklım kaldı ayrıldığım yerde. Şimdi gidersem tüm benliğimle gideceğim.Kalırsam da, bittiğim yerden başlayarak. Bir güven eksik, bir karar fazla.  Sezen’i severim ve Sezen der ki;

”Zaman nasıl akıp gidiyor
İnsanlar maskelerini ne çok seviyor
Yıllarca bir yalanla bir ömür geçiyor da
Hiç kimse yok bir tek günü sonuna kadar yaşamaya
Mecbursun yalnızlığa

—–

O kadar şey değişti ki
Artık kimse masum değil
Duygular çok eskidi

O zamanlar biz ne güzel çocuklardık
Dünyaya aydınlık gözlerle bakardık
Ve işte o zaman kırdığın bu kalp
Şimdi kırıyor başka kalpleri
Aşkta kazanmak dedikleri kaybetmektir birçok şeyi’’

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s